Hakan's profile*** HAKANIN DÜNYASI ***PhotosBlogGuestbookMore Tools Help

Blog


    September 28

    Gözlerimde birikmiş sözler...

     
    Gidiyorum.
    İçinden gitme diye haykırışın,
    Kulaklarıma kıyametin sür'ünü üflüyor.
    Ve beynimdeki kan kaybını gören, gözyaşım sanıyor,
    Oysa ben kan ağlıyorum. İşte gidiyorum
    Gittiğim trenin çığlığını atıyorum içimden,
    Dumanı da bahanesi gözlerimdeki yaşın.
    Gözlerinden geçiyorum yavaş yavaş.
    Bana el sallayan gözyaşlarına,
    Mendilimi bırakıyorum ve gidiyorum.
    İzleyenlerin hıçkırıklara boğulduğu,
    Ve herkesin artık son yazmasını beklediği,
    Maliyeti düşük eski bir film sahnesinde,
    Başrolü oynuyor bakışlarım.
    Geceler boyu  kokladığım saçların,
    Boynumda düğüm oluyor ve ben gidiyorum.
    Beynimin kıvrımlarına yaptığım kumbarada,
    Harf harf "seni seviyorum" biriktirdim.
    Şimdi geriye kalan üç beş kuruş anıyı,
    Başının gözünün sadakası olsun diye,
    Atıp kucağına gözlerini dilenen fakir yanımın,
    Hiçbir rayın ulaşmadığı bir şehire gidiyorum.

    Avcılar
    28.09.2007
    Hiçkimseye
    July 26

    Vazgeçiş

    Seni hiç tanımamış olmayı dilerdim.  
    Adına aşk dedikleri, beynimdeki bu tozlu kitabı,  
    Her seferinde raftan indirip okumaktansa,  
    Bir kadeh şaraba meze edip sayfalarını,  
    Yüreğimde cayır cayır yakabilirdim...  
    Seni hiç tanımamış olmayı dilerdim.  
      
      
    Avcılar
    Temmuz 2007
     

    Helal et hakkını...

    Boğazımda, tutulmamış bir sözün keskin yuları.
    Hem haklı, hem suçlu olmak hangi kitabın kuralı ?
    Gözlerimden akmaz ama kurusada yüreğimin pınarı,
    Tekmele iskemlemi, yeterki helal et hakkını…
     
    Ne pişmanlık bunu yazışım nede karıştırmak aklını.
    Tek istediğim helal et hakkını. 
     
    Haziran 2007

    Çeyrek Asır

    Öfkelerim, umutlarımı hapsetmiş.  
    Mapusun yeri karanlık bir sır.  
    Buğulu gözlerle arkana bir bak.  
    Erteleyerek geçti çeyrek asır...  
       
    Acılarım, kahkahalarımın katili.  
    Gözlerim, göz yaşlarıma kısır.  
    Tebessüme bile gücüm yok.  
    Ağlayarak geçti çeyrek asır...  
       
    Hatalarım, beynimi boğarken,  
    Aynaya gülen yüzüm yansır.  
    Doğru olduğunu sanmıştım.  
    Çok yanlış geçti çeyrek asır...  
      
      
      
    Esenler
    Nisan 2007

    Gece Seyahati

    Şarkılarda gizli bir nota tınısı  
    Kulaklarım çınlıyor gecenin yarısı  
    Gözlerimdeki saçlarının sarısı  
    Yüreğimde seni özlemek ağrısı  
       
    Sen tertemiz yağmur damlası  
    Ben sana muhtaç hayal tarlası  
    İsmin yolculuksa gece yarısı  
    Yolcuyum, gözlerin ve kalbin arası  
      
    Gözümden düşen her kan damlası  
    Aslında yüreğimde başlar yarası  
    Ellerimde azrailin yakası  
    Çıkmaz bu can, tutturmam bu yası  
      
      
      
    Avcılar
    16.01.2007

    Huzur

    Hayal kırıklarımın üstünde yürüdüğüm,  
    Yaralarımın üstüne bir avuç tuz sürdüğüm,  
    Değerlerim yitiyor.Uğruna ölümlerden döndüğüm,   
    Gözlerim kin, önüm kırık, arkam kan İçinde.  
    Her bir adım acı, her bir adım sancı.  
       
    Kendi kendime dilediğim özürlerim,  
    Bir şişe şaraba meze ettiğim küfürlerim,  
    Son sayfasını tutuyor işte ellerim.  
    Hani şu azraile inatla okuduğum,  
    Okuyup okuyup oynadığım senaryomun.  
       
    Tamda herşey yoluna girmiştilerin tükenişi mi?  
    Kimseye güvenmemenin verdiği güven mi ?  
    Neydi bendeki bu huzurun sebebi...  
      
      
      
    Avcılar
    19.12.2006
     

    Ha ben ha sen

    Omuzlarımda delicesine bir yük  
    Yüküm hep kendimden büyük  
    Okyanus ortasında küçük bir kayık  
    Ha battı ha batacak...  
       
    Kalbimde imkansız bir sevgi  
    Dipsiz bir kuyu kapkara rengi  
    İp yetse yukarı çeksemde suyu  
    Ha koptu ha kopacak...  
       
    Aklımda bir çift güzel göz  
    Hiç yetmedi anlatmaya söz  
    Görsemde onu hergün  
    Ha gitti ha gidecek...  
       
    Aslında ihtiyar bir adam    
    İçimdeki çocuğun gözlerinden bakan  
    Kısacık bir ömür ona kalan  
    Ha bitti ha bitecek...  
      
      
      
    Avcılar
    20.10.2006 

    Sil

    Unut gitsin boşver.  
    Sil yazdıklarımıda benim gibi.  
    Her gece belki,   
    Belki her kahveden sonra göz yaşlarınıda sil  
    Buğulanmış bir cam ötesinde.  
    Yada surata çarpılmış bir kapı berisinde.  
    İçindeki kayboluşa bırakılmış anılarıda sil  
    Kapanınca kirpiklerin son kez.  
    Azrailin orağı,  
    Boğazındaki pişmanlıktan daha keskinse  
    Amel defterinden günahlarımızıda sil.  
    Son şiirim bu sana,  
    Eğer beni silebildiysen bunuda sil  
    Her karanlık öpüşmede,  
    Yada her biri görücek korkusunda  
    Dudaklarından dudaklarımıda sil  
    Düşerken seni tutma çabamı  
    Yada sana her kahkaha attırdığım anıda sil.  
    Çok kolaysa bunlar  
    Hadi gel alnımdan adınıda sil !!!  
    Son şiirim bu sana  
    Eğer beni silebildiysen bunuda sil  
      
      
    Avcılar
    2006
     

    Hoşça kal

    Ben senin ne güzelliğine vuruldum, nede gözlerine.  
    Sadece tüm kalbimle inandım sözlerine.  
    Yemin edip, sözler versende sözler üzerine.  
    İnanmıyorum artık bunların zerresine.  
      
    Bu kaçıncı veda edişim sana, bu kaçıncı dönüşüm.  
    Bu kaçıncı son deyişin, kacıncı gülüşüm.  
    Kaçıncı diriltişim seni, kaçıncı gömüşüm.  
    Söylesene kaçıncı ayaklanıp, kaçıncı çöküşüm.  
      
    Kıyamazdım sana, dayanamazdım ağlamana.  
    Hiç boşa uğraşma artık yok bir mana.  
    Bi daha yalan yok, saklamak yok desende bana.  
    Sen istemesende, bu veda sondu sana.  
      
    Bu saatten sonra bekleme, ağzımdan damlasın bal.  
    Eğer yapabilirsen, hayattan biraz "doğru" satın al.  
    Yapabilirsen, bundan sonrası için birazda mutluluk çal  
    Kendine herzaman iyi bak prenses. Hoşça kal.  
      
      
      
    Avcılar
    2006 

    Unutulmayanlara...

    Hani hep isterdim ya seni görmeyi  
    Hani hep isterdim ya on senelik ateşi söndürmeyi  
    Gördüm işte seni tüm ihtişamınla  
    Gördüm işte seni nişanlınla  
      
      
      
    Avcılar
    2005

    Yirmiikinci Sigaram

    Yirmiikinci sigaramı balkonda içtim.  
    Kendime yeni bir yol, bir hayat seçtim.  
    Kibriti kutuya tokat gibi çaktım.  
    Koca bir gençliği cayır cayır yaktım.  
      
    Yirmiikinci sigaramı balkonda içtim.  
    Daha ilk nefeste kendimden geçtim.  
    Bu gecede titreterek aklımdan geçtin.  
    Şu ufacık aklımı aldın ve gittin.  
      
    Yirmiikinci sigaramı balkonda içtim.  
    Boğulurcasına bir nefes çektim.  
    Sen uyurken seni öptüm, üstünü örttüm.  
    Umudumu denize, külümü üstüme döktüm.  
      
    Yirmiikinci sigaramı balkonda içtim.  
    Kendime beş kuruş değer biçtim.  
    Ruhumu alacaktı şeytandan kaçtım.  
    Ömrümü de, külümü de rüzgara saçtım.  
      
    Yirmiikinci sigaramı balkonda içtim.  
    Ne olursa olsun ben yine seni seçtim...  
      
      
    Avcılar
    Eylül 2005

    (o zamanlar günde 22 tane sigara içme hakkım vardı...)

     

    Bir gün...

    Sana güldüğümü, benimde ağladığımı,   
    Umutsuzca kollarımı bağladığımı göreceksin,  
    Ama bu şiiri asla.  
    Daha büyüyememiş aklımı, gizlediğim yüreğimi,  
    Gözlerimin içindeki kitabı okuyacaksın,  
    Ama bu şiiri asla.  
    Seni çok sevdiğimi, bazen sana kızdığımı,  
    Şu hayata sövdüğümü duyacaksın,  
    Ama bu şiiri asla.  
    Gerçekten erdiğimi, bazı yaptıklarını yerdiğimi,  
    Aslında yalan söyleyebildiğimi öğreneceksin,  
    Ama bu şiiri asla.  
    Karıncayı incitmekten korktuğumu, zorda kalınca kaçtığımı,  
    Gerekirse çevreme korku saçtığımı bileceksin,  
    Ama bu şiiri asla.  
    İnce düşüncelerimi, bazı şeyleri görmezden geldiğimi,  
    Sözcüklerin benim için önemini anlayacaksın,  
    Ama bu şiiri asla.  
      
      
    Avcılar
    Ağustos 2005 

    Sen...

    Tüm yorgunluğumun ekmek kokan sebebi, 
    En deli zamanlarımın emekliliği, 
    Yaşanmamış bir çocukluğun sonsuz uçurtması, 
    Ve dudaklarımın su kadar gerekliliğisin sen. 
     
     
    İkitelli
    Haziran 2005
     

    Ma(h)sumiyet ve Sevgi

    Sabahları düşercesine uyanmak kollarından,  
    Geceden yorgun teri silmek alnından,  
    Güneşin bir tutam sızması perde arasından,  
    Ve öpmek seni kaygısızca dudağından.  
      
    Tüm geceye şahit saatin isteksizce çalması,  
    Boynumda geceden bir iz kalması,  
    Gün ışığını fırsat bilen cami hocası,  
    Durduramaz beni sabah, ezan okuması  
      
    Geceden utanan ellerin yüzünü yıkarken,  
    Her sabah yanaklarını bir ateş basarken,  
    Yüzündeki her damla omuzumdan akarken,  
    Ve ayılmak sabah gözlerine bakarken...  
      
      
    İkitelli
    Mayıs 2005
     

    Özür Dilerim

    Gözündeki yaşa sebep olduysam  
    İstemedim ama kalbini kırdıysam  
    Seni sana anlatırken kendimden olduysam  
    Binlerce kere özür dilerim.  
      
    Bağır, kız, söv, vur, kır ama susma  
    İçindekiler ne olursa olsun ama  
    Nefreti gözlerinle kusma.  
    Affet beni özür dilerim.  
      
    Bana kendi fermanımı yazdır.  
    O da yetmez mezarımı kazdır.  
    Sen şimdi bana ne yapsan azdır.  
    Yine söylüyorum özür dilerim.  
      
    Hiç başımı öne eğmedim derdim.  
    Al işte söylüyorum başımı önüme eğdim.   
    Onurumu gururumu ayağına serdim.  
    Affet bu eşeği özür dilerim.  
      
      
    İkitelli
    Mayıs 2005
     

    Zalım

    Duvarda asılı siyahbeyaz resmin,  
    Aklımda gülüşün, dudaklarımda ismin,  
    Kulaklarıma yer etmiş artık sesin,  
    Nerdesin be zalım nerdesin.  
      
    Uyurken bile rüyalarımdasın,  
    Ne yanımda, ne karşımdasın,  
    Gitmedim diyorsun bide, ne yandasın,  
    İsyan etsende bu söze zalımsın.  
      
    Bu kadar zor olduğunu bir bilseydim,  
    Düşmezdim üstüne bu kadar sevmeseydim,  
    Keşke yıkmasaydın benide ölseydim,  
    Tüm zalımlığına gülüp geçebilseydim.  
      
    Şimdi yokum işte mutlumusun,  
    Hala gülebileceğinden umutlumusun,  
    Varsa bir hatam söyle herkes duysun,  
    İsteğin buysa, ölümüm bir zalımdan olsun.  
      
    Kendini benim yerime koy demiştin,  
    Ne yapsam ne etsem sevmemiştin,  
    Daha aşkı bardağa koyup içmemiştin,  
    Zalım olduğunuda, bana hiç söylememiştin.  
      
    Şimdi sen başka yolda ben başka,  
    Yazık oldu bendeki tertemiz aşka,  
    Sen bir serçesin daha, bense bir anka,  
    Gün gelir zalımda düşer felekteki çarka.  
      
    Belki çok sevinçlisin, belki kederli,  
    Belki beni anarsın gördünmü bi sevgili.  
    Gün gelir senide üzer bu hayatın seli.  
    Sen ne kadar zalımsan bende o kadar deli.  
      
    Tatlısın dedim inanmadın,  
    Cadısın dedim aldırmadın,  
    Hep öne eğdin başınıda kaldırmadın,  
    Ben sana aşık sense zalımdın.  
       
    Bu şiiri belki sağır sultan duyar,  
    Bu kadar sevsem canlanırdı taş duvar,  
    Şu aşkımı gören kim olsa ağlar,  
    Ama hazırlan zalım, ahirette hesabım var.  
     
      
    Avcılar
    Mart 2005 

    Benimle evlenir misin ?

    Nasıl bir sen var ki bende,  
    Aklımdan çıkmıyorsun hiçbiryerde.  
    Geceleri ovuşturduğum ellerim oluyorsun.  
    Kurumuş dudaklarımda bir damla suyum,  
    Dağların doruklarında haykırışım !  
    Gülüşüm oluyorsun sessiz ve içten.  
    Ve ağlayışım sevinçten.  
      
    Nasıl bir sen varki bende,  
    İkimizin canı sanki bir bedende.  
    Işığım oluyorsun karanlıkta, nurum,  
    Alabildiğine güneşte salkım söğüt.  
    İhtiyaç duyduğumda derin bir öğüt.  
    Düşüncelerimi hapsetmek istediğimde,  
    Bir çift anahtar oluyorsun.  
      
    Nasıl bir sen varki bende  
    Tek eksiğin bir hare tepende.  
    Meleğim oluyorsun beni koruyan.  
    Beni prense dönüştürecek cadım.  
    Uzun uzun düşündüm ve anladım.  
    Sana tek verebileceğim   
    Tertemiz bir aşk ve soyadım.  
    Benimle evlenir misin ?  
     

     
    Avcılar
    26 Şubat 2005

     

    Bir asker...

    Bir gün bir bakacaksın,  
    Boynunda puşi, altında şalvar, üstünde beyaz bir gömlek.  
    Ve bir elinde çantası, diğer elinde sıcacık bir ekmek.  
    Açtığın kapının boyunda heybetli bir erkek.  
    Ve bir bakacaksınki içeri girmiş bile ellerinden öperek...  

      
    Şemdinli
    2003
    Annem'e 

    Söz veriyorum.

    Önce bir şimşek çakar böyle anlarda,  
    Sonra bir yıldırım gibi ben düşerim aklına.  
    Kendi iç çatışmalarımın en yüksek tepesindeyken  
    Ve aslında ben, kendimle savaşmaya gittiysem,  
    Hiç bir zaman yenilmiyeceğimi unutma.  
      
    Sen göz yaşlarınla yağmura,  
    Ben haykırarak bulutlara eşlik edeceğiz.  
    Her gökgürültüsünde, her kapı zilinde,   
    Hiç düşünmediğimiz postacımızın sesinde,   
    Her telefon çalışında benim sesim olacak.  
      
    Hep benim bir anlık hatalarımı,  
    Bir güzeli düşünürkenki dalgınlıklarımı,  
    Aslında hiç bilmediğin kahramanlıklarımı,  
    Yirmisindeki bir gencin saflıklarını,  
    Bütün benliğimi düşünüp kahredeceksin.  
      
    Bu güne kadar sözlerim hep korkuttu seni  
    Sözlerim bu kadar önemliyse senin için ;  
    Gönderdiğin gibi geri geliceğime söz veriyorum.  
      
      
    Avcılar
    Kasım 2002
    Annem'e 

    Son bir kez annem'e

    Son kez bir şeyler yazmak istedim. Hatırlarsın.  
    Bir hiçten başladık hayata seninle.  
    Altımızda bir çulumuz vardı. Soframızda sadece unumuz.  
    Kuru gitmesin diye boğazımızı ıslattığımız suyumuz.  
    Göz yaşlarımızdan daha azdı.  
      
    Ve sen vardın  Anne. İyiyki vardın.  
    Babamı, hatıralarımı  ve çocukluğumu gömdükten sonra  
    Bana hiç birini aratmamaya çalışan sen vardın.  
    Hani hep dalga geçerdim ya seninle kahraman diye.  
    İşte sen hep benim Kahramanımdın.  
      
    Ben oyuncaklarım yerine duygularımla oynarken.  
    Senin göz yaşlarının yere her düşüşündeki sesi duydum.  
    Ve sonra duvarda patlayan kafamın içindeki uğultuyu.  
    Bir gülüşün için, bir damla göz yaşına bedel çocukluğumu  
    İşte o gün sattım. Çünkü sen benim kahramanımdın.  
      
    Ben ve ablam her dönüm noktasında sana sığınırdık.  
    Sana tutunurduk. Sana güvenirdik.  
    Bütün zorluklarımızı seninle yenerdik.  
    Çünkü sen ortadaydın, hiç saklanmadın, kaçmadın.  
    Delikanlı kadındın. Kahramanımdın.  
      
    Şimdi gidiyorum. Kaçmıyorum. Korkmuyorum.  
    Bana öğrettiklerini hiçbir zaman unutmuyorum.  
    Farkındasındır. Bu sıfatı kendime ilk kez kullanıyorum.  
    Bir yetimin başına gelebilecek en iyi anneydin. Delikanlıydın.  
    Dedim ya, sen benim kahramanımdın.  
      
    Avcılar
    Ekim 2002
    Annem'e