Hakan's profile*** HAKANIN DÜNYASI ***PhotosBlogGuestbookMore Tools Help

Blog


    October 22

    Ya bu kanı durdurun, ya millet durduracak.

    Her taraf kan kan Her taraf şehit yası
    Ya bir ana ya bir dul ya da yetim ağlaması
    İşte bu Türkiye'nin bugünkü manzarası
    Yetmez mi akan kanlar? Yetmez mi sönen ocak
    Ya bu kanı durdurun, ya millet durduracak.
     
    Devletin kaderini elinde tutan beyler,
    Şehitlerin ardından bol nutuk atan beyler
    Artık lafı bırakın yanıyor vatan beyler
    Bu yangını, vahşeti kim sona erdirecek
    Ya bu kanı durdurun, ya millet durduracak
     
    Boş lafa doyduk beyler! Soyunuz söndü mü hiç?
    Hiç evlat verdiniz mi? Bağrınız yandı mı hiç?
    Askerdeki oğlunuz tabutta döndü mü hiç beyler?
    Hiç acı çektiniz mi yürekler yardıracak?
    Ya bu kanı durdurun, ya millet durduracak.
     
    Buna terör demeyin, diyene şaşıyoruz
    Terör derken taa baştan hataya düşüyoruz
    Ne terörü efendim, bir savaş yaşıyoruz
    Savaş! Evet savaş bu PKK bir oyuncak.
    Ya bu kanı durdurun, ya millet durduracak.
     
    Bu savaşı görmeyen gözleri suçluyoruz,
    Eşkiya, terör gibi sözleri suçluyoruz,
    Devleti değil amma sizleri, suçluyoruz
    Sizsiniz toparlayıp, derleyip, derdirecek.
    Ya bu kanı durdurun, ya millet durduracak.
     
    Asker, polis, özel tim görevini biliyor.
    Görevini bilmeyen geriye kim kalıyor?
    Siyasiler aksaklık bütün sizden geliyor.
    Millet sizi takipte takibi sürdürecek.
    Ya bu kanı durdurun, ya millet durduracak.
     
    Özel timden bahsettik gitmeyelim uzağa
    Mesela Özel timi kimler aldı kızağa
    Kim düşürdü devleti böyle adi tuzağa
    Şimdi çıkıp kim bunu hayra yorduracak
    Ya bu kanı durdurun, ya millet durduracak.
     
    Bu iş için yetişmiş Özel timim duruyor
    Durduranlar maaşla korucuyu arıyor
    Devlet silah veriyor PKK ya yarıyor
    Bu kanlı maaş nasıl sona erecek
    Ya bu kanı durdurun, ya millet durduracak
     
    Yahu bu koruculuk sistemini kim kurdu
    Bu işi ülkücüler bedava yapıyordu
    Biz yaparken 12 Eylülcüler kudurdu
    Millet bunun hesabını soracak sorduracak
    Ya bu kanı durdurun, ya millet durduracak.
     
    Saysam şimdi bitmez ki yaptığınız gafları
    Pkk' ya çok özel çıkartılan afları
    Kiminizin ağzında federasyon lafları
    Bu laflar başınıza çok çorap örecek
    Ya bu kanı durdurun, ya millet durduracak.
     
    İşte böyle hepiniz ayrı telden çalarsa
    Polisin tuttuğunu mahkemeler salarsa
    Mahkum ceza evini tünel açip delerse,
    Bu yarayi başka kim saracak, sardıracak.
    Ya bu kanı durdurun, ya millet durduracak.
     
    Demokratik çözümmüs, CMUK'mus, falan, filan
    Demokratik yollarla savas mi olur ulan?
    Artik lafi birakin plan yapilmis plan.
    El alem yurdumuza baska yurt kurduracak.
    Ya bu kani durdurun, ya millet durduracak.
     
    Iki yol var efendim iki yol tartilmali.
    Ya verip kurtulmali, ya vurup kurtulmali.
    Hiç vatan verilir mi? bu vatan Türk'ün mali.
    O zaman tek yol kaldi hasmi olan vuracak.
    Ya bu kani durdurun, ya millet durduracak.
     
    Ne zaman ki kararlı, kesin bir yol izlenir
    Tespit sağlam yapılır, yapılan da gizlenir
    Çok sürmez bu çakallar bir ayda temizlenir
    Ah ulan ah sizdeki fırsat bizde olacak...
    Ya bu kanı durdurun, ya millet durduracak.
     
    Ne yapıyor bu itler? sınırı geçiyorlar,
    Askerin yeri belli vuruyor, kaçıyorlar,
    Girdikleri bir in var göğe mi uçuyorlar?
    Bulunmalı bunlara açılan kahpe kucak.
    Ya bu kanı durdurun, ya millet durduracak.
     
    Kapatin o bölgeyi Allah kulu girmesin.
    Ne yerli ne yabanci basin yayın görmesin.
    Dizi gibi her akşam televizyon vermesin.
    Gayet sessiz, sedasız, kazınsın köse bucak.
    Ya bu kani durdurun, ya millet durduracak.
     
    Aynı dilden konuşun PKK kalleşine,
    Dağlarin zirvesinde tankın, topun işi ne?
    Özel tim ve komondo takilsin bak peşine,
    Ondan sonra görelim kim kimi kirdiracak.
    Ya bu kanı durdurun, ya millet durduracak.
     
    Ama bati bozarmis ağzinızın tadını,
    Bozmuş zaten bırakın şu batının adını,
    Yahu vatan gidiyor batının avradını,
    Batı elbet ipe un serecek, serdirecek.
    Ya bu kanı durdurun, ya millet durduracak.
     
    Amerika, Avrupa körüklüyor bak işte,
    İran, Irak, Suriye hepsi aynı bok işte,
    Müslüman Türk'ün dostu yok gardaşım yok işte,
    Düşmanın vazifesi kıracak, kırdıracak,
    Ya bu kanı durdurun, ya millet durduracak.
     
    Haydi bunlar dışardan, bir de bunun içi var.
    Sayın bakın mecliste PKK'nin kaçı var.
    Biri kancık, bildigim en az yirmi piçi var.
    Çıldıracak gibiyim vallahi çıldıracak.
    Ya bu kanı durdurun, ya millet durduracak.
     
    Hele bir vekil var ki; devlet maaş veriyor,
    Gardaşı da dağlarda Türk askeri vuruyor.
    Vekilimiz olan da zevkten bıyık buruyor.
    Bu kafada gidersek daha çok vurduracak.
    Ya bu kanı durdurun, ya millet durduracak.
     
    Meclis Türk'ün girmisler, Türk'u de kovuyorlar,
    Ne biz Türk'üz diyorlar, ne Türk'ü seviyorlar,
    Milletin meclisinden, millete sövüyorlar,
    Bu meclis bu itleri, ne kadar ürdürecek
    Ya bu kanı durdurun, ya millet durduracak
     
    Dikkat edin milletin ayranı kabarmasin,
    Temennimiz netice su noktaya varmasin;
    Kehanete luzum yok eger bu kan durmasin,
    Bu defteri bu millet kendisi dürdürecek.
    Ya bu kanı durdurun, ya millet durduracak.
     
    Türk Milleti bu işe el korsa arkadaşlar,
    Ne Tendürek Dagi'ndan ne de Cudi'den başlar,
    Millet önce meclisi, önce sizleri haşlar.
    Tutumunuz bu işi kötüye vardıracak.
    Ya bu kanı durdurun, ya millet durduracak.
     
    Kürdü. Lazi, Çerkezi, bir ağacın dallari,
    Bu ağacin adı Türk, daha çoktur kolları.
    Ağaca balta vuran Ermeni'nin dölleri.
    Kürt ARIF'in gardaşı, bu gardaşlık duracak.
    Ya bu kanı durdurun, ya millet durduracak.
     
    Ozan Arif
    September 28

    Gözlerimde birikmiş sözler...

     
    Gidiyorum.
    İçinden gitme diye haykırışın,
    Kulaklarıma kıyametin sür'ünü üflüyor.
    Ve beynimdeki kan kaybını gören, gözyaşım sanıyor,
    Oysa ben kan ağlıyorum. İşte gidiyorum
    Gittiğim trenin çığlığını atıyorum içimden,
    Dumanı da bahanesi gözlerimdeki yaşın.
    Gözlerinden geçiyorum yavaş yavaş.
    Bana el sallayan gözyaşlarına,
    Mendilimi bırakıyorum ve gidiyorum.
    İzleyenlerin hıçkırıklara boğulduğu,
    Ve herkesin artık son yazmasını beklediği,
    Maliyeti düşük eski bir film sahnesinde,
    Başrolü oynuyor bakışlarım.
    Geceler boyu  kokladığım saçların,
    Boynumda düğüm oluyor ve ben gidiyorum.
    Beynimin kıvrımlarına yaptığım kumbarada,
    Harf harf "seni seviyorum" biriktirdim.
    Şimdi geriye kalan üç beş kuruş anıyı,
    Başının gözünün sadakası olsun diye,
    Atıp kucağına gözlerini dilenen fakir yanımın,
    Hiçbir rayın ulaşmadığı bir şehire gidiyorum.

    Avcılar
    28.09.2007
    Hiçkimseye
    August 29

    Gece Esintileri -6-

    Akreple yelkovan kolumda yarışırken,
    Bir resmini bir onları izlemek,
    işte budur gerçekten özlemek...
    August 27

    Aşiret Çocuğu

    Adım Küheylan,
    Zemheri yaylasında doğmuşum,
    Koyatlarda kartal uçurmuşum,
    Kurt kovalamışım,
    Adam vurmuşum,
    Onursuz yaşanmaz demişim,
    Rezil rüsva etmemişim kendimi böceklere,
    Yavri,yavri,
    Bu yüzden dik bakarım adamın yüzüne,
    Bu yüzden hoyrattır duruşum ,
     
    Asi bir küheylanım,
    Anam rüzgar,
    Babam aşiret,
    Bin yıldır bu koğuştayım,
    Diz çöktürmez beni hasret,
     
     
    Seni Sevdim, Bir kekliğin sesini üzmekten sakınır gibi,
    Seni sevdim, Gururlu dağ çiçeklerini göğsüme takınır gibi,
    Ben sazımı kıl çadırların boynuna astımda öyle geldim buraya
    Yavri,yavri,
     
    Ölürsem iradi ölürüm,
    Harlanmış bir kılıca,
    Alnımla dokunur gibi,
     
    Asi bir küheylanım,
    Gözlerini benden ayırma,
    Kırılıp, düşerim sonra,
    Kimse bakmaz yarama,
     
    Bana ne getirdin cico,
    Karda çürümüş, sümbül soğanları mı,
    Yoksa, toz kaldıran taylarımı,
    Dar geçitlerde mi kanattın,
    O göçebe sevdamızın yamacına,
    Şimdi kimler konuyor,
    Söyle, söyle

    Şöyle kınalı kuzum nerede,
    Onu hangi namerdin sürüsüne kattın,
     
    Asi bir küheylanım
    Mahmuz vurma döşüme
    Delerim bu duvarları,
    Jandarma kavuşmaz leşime
     
    Ben ki dipsiz uçurum boylarında kovalanmış iflah etmemişem
    Ben ki huysuz nehir yataklarında, dinlenmiş ıslah olmamışam
    Nasıl sığarım düşündün mü?
    Şu altı adımlık tosbağa voltasına şimdi,
    Yavri, yavri,
     
    Dağları çıldırtan öykümü,
    Ben bu demirlere dişlerimle yazmışam,
     
    Asi bir küheylanım
    El süremezler yeleme,
    Bırak yırtılayım artık bırak
    Gem vurma dilime

     
    Hüznün duvarlarında,
    Sıvası dökülmüş bir yer vardır, bilir misin yavri?
    Bilir misin, çiçekler çentik çentik solar,
    Bu gavur ölüsü akşamlarda,
     
    Bırak göz yaşlarımın oyduğu çukurlar, öylece betonda kalsın,
    Dolansın peşime bir metelik etmez sırtlan adımları dolansın

    Yavri yavri
     
    Şapkam namusumdur,
    Koma buralarda, koma,
    Tespihim dağılmasın,
     
    Asi bir küheylanım,
    Kesmez beni bu acılar,
    Beni vursa da bu puştlar,
    Ancak sırtımdan vururlar…
     
    Yusuf HAYALOĞLU
     
    August 23

    Gece Esintileri -5-

    Hayat denen bu tek perdelik tiyatronun tek seyircisiyim.
    Oynayın ulann !!! 

    Gece Esintileri -4-

    Ne saatimde boşyer var seni koyabileceğim,
    Ne kalbimde nede beynimde.
    Seni koyabileceğim tek boş yer cüzdanım. 
    July 26

    Vazgeçiş

    Seni hiç tanımamış olmayı dilerdim.  
    Adına aşk dedikleri, beynimdeki bu tozlu kitabı,  
    Her seferinde raftan indirip okumaktansa,  
    Bir kadeh şaraba meze edip sayfalarını,  
    Yüreğimde cayır cayır yakabilirdim...  
    Seni hiç tanımamış olmayı dilerdim.  
      
      
    Avcılar
    Temmuz 2007
     

    Helal et hakkını...

    Boğazımda, tutulmamış bir sözün keskin yuları.
    Hem haklı, hem suçlu olmak hangi kitabın kuralı ?
    Gözlerimden akmaz ama kurusada yüreğimin pınarı,
    Tekmele iskemlemi, yeterki helal et hakkını…
     
    Ne pişmanlık bunu yazışım nede karıştırmak aklını.
    Tek istediğim helal et hakkını. 
     
    Haziran 2007

    Çeyrek Asır

    Öfkelerim, umutlarımı hapsetmiş.  
    Mapusun yeri karanlık bir sır.  
    Buğulu gözlerle arkana bir bak.  
    Erteleyerek geçti çeyrek asır...  
       
    Acılarım, kahkahalarımın katili.  
    Gözlerim, göz yaşlarıma kısır.  
    Tebessüme bile gücüm yok.  
    Ağlayarak geçti çeyrek asır...  
       
    Hatalarım, beynimi boğarken,  
    Aynaya gülen yüzüm yansır.  
    Doğru olduğunu sanmıştım.  
    Çok yanlış geçti çeyrek asır...  
      
      
      
    Esenler
    Nisan 2007

    Gece Seyahati

    Şarkılarda gizli bir nota tınısı  
    Kulaklarım çınlıyor gecenin yarısı  
    Gözlerimdeki saçlarının sarısı  
    Yüreğimde seni özlemek ağrısı  
       
    Sen tertemiz yağmur damlası  
    Ben sana muhtaç hayal tarlası  
    İsmin yolculuksa gece yarısı  
    Yolcuyum, gözlerin ve kalbin arası  
      
    Gözümden düşen her kan damlası  
    Aslında yüreğimde başlar yarası  
    Ellerimde azrailin yakası  
    Çıkmaz bu can, tutturmam bu yası  
      
      
      
    Avcılar
    16.01.2007

    Huzur

    Hayal kırıklarımın üstünde yürüdüğüm,  
    Yaralarımın üstüne bir avuç tuz sürdüğüm,  
    Değerlerim yitiyor.Uğruna ölümlerden döndüğüm,   
    Gözlerim kin, önüm kırık, arkam kan İçinde.  
    Her bir adım acı, her bir adım sancı.  
       
    Kendi kendime dilediğim özürlerim,  
    Bir şişe şaraba meze ettiğim küfürlerim,  
    Son sayfasını tutuyor işte ellerim.  
    Hani şu azraile inatla okuduğum,  
    Okuyup okuyup oynadığım senaryomun.  
       
    Tamda herşey yoluna girmiştilerin tükenişi mi?  
    Kimseye güvenmemenin verdiği güven mi ?  
    Neydi bendeki bu huzurun sebebi...  
      
      
      
    Avcılar
    19.12.2006
     

    Ha ben ha sen

    Omuzlarımda delicesine bir yük  
    Yüküm hep kendimden büyük  
    Okyanus ortasında küçük bir kayık  
    Ha battı ha batacak...  
       
    Kalbimde imkansız bir sevgi  
    Dipsiz bir kuyu kapkara rengi  
    İp yetse yukarı çeksemde suyu  
    Ha koptu ha kopacak...  
       
    Aklımda bir çift güzel göz  
    Hiç yetmedi anlatmaya söz  
    Görsemde onu hergün  
    Ha gitti ha gidecek...  
       
    Aslında ihtiyar bir adam    
    İçimdeki çocuğun gözlerinden bakan  
    Kısacık bir ömür ona kalan  
    Ha bitti ha bitecek...  
      
      
      
    Avcılar
    20.10.2006 

    Sil

    Unut gitsin boşver.  
    Sil yazdıklarımıda benim gibi.  
    Her gece belki,   
    Belki her kahveden sonra göz yaşlarınıda sil  
    Buğulanmış bir cam ötesinde.  
    Yada surata çarpılmış bir kapı berisinde.  
    İçindeki kayboluşa bırakılmış anılarıda sil  
    Kapanınca kirpiklerin son kez.  
    Azrailin orağı,  
    Boğazındaki pişmanlıktan daha keskinse  
    Amel defterinden günahlarımızıda sil.  
    Son şiirim bu sana,  
    Eğer beni silebildiysen bunuda sil  
    Her karanlık öpüşmede,  
    Yada her biri görücek korkusunda  
    Dudaklarından dudaklarımıda sil  
    Düşerken seni tutma çabamı  
    Yada sana her kahkaha attırdığım anıda sil.  
    Çok kolaysa bunlar  
    Hadi gel alnımdan adınıda sil !!!  
    Son şiirim bu sana  
    Eğer beni silebildiysen bunuda sil  
      
      
    Avcılar
    2006
     

    Hoşça kal

    Ben senin ne güzelliğine vuruldum, nede gözlerine.  
    Sadece tüm kalbimle inandım sözlerine.  
    Yemin edip, sözler versende sözler üzerine.  
    İnanmıyorum artık bunların zerresine.  
      
    Bu kaçıncı veda edişim sana, bu kaçıncı dönüşüm.  
    Bu kaçıncı son deyişin, kacıncı gülüşüm.  
    Kaçıncı diriltişim seni, kaçıncı gömüşüm.  
    Söylesene kaçıncı ayaklanıp, kaçıncı çöküşüm.  
      
    Kıyamazdım sana, dayanamazdım ağlamana.  
    Hiç boşa uğraşma artık yok bir mana.  
    Bi daha yalan yok, saklamak yok desende bana.  
    Sen istemesende, bu veda sondu sana.  
      
    Bu saatten sonra bekleme, ağzımdan damlasın bal.  
    Eğer yapabilirsen, hayattan biraz "doğru" satın al.  
    Yapabilirsen, bundan sonrası için birazda mutluluk çal  
    Kendine herzaman iyi bak prenses. Hoşça kal.  
      
      
      
    Avcılar
    2006 

    Unutulmayanlara...

    Hani hep isterdim ya seni görmeyi  
    Hani hep isterdim ya on senelik ateşi söndürmeyi  
    Gördüm işte seni tüm ihtişamınla  
    Gördüm işte seni nişanlınla  
      
      
      
    Avcılar
    2005

    Yirmiikinci Sigaram

    Yirmiikinci sigaramı balkonda içtim.  
    Kendime yeni bir yol, bir hayat seçtim.  
    Kibriti kutuya tokat gibi çaktım.  
    Koca bir gençliği cayır cayır yaktım.  
      
    Yirmiikinci sigaramı balkonda içtim.  
    Daha ilk nefeste kendimden geçtim.  
    Bu gecede titreterek aklımdan geçtin.  
    Şu ufacık aklımı aldın ve gittin.  
      
    Yirmiikinci sigaramı balkonda içtim.  
    Boğulurcasına bir nefes çektim.  
    Sen uyurken seni öptüm, üstünü örttüm.  
    Umudumu denize, külümü üstüme döktüm.  
      
    Yirmiikinci sigaramı balkonda içtim.  
    Kendime beş kuruş değer biçtim.  
    Ruhumu alacaktı şeytandan kaçtım.  
    Ömrümü de, külümü de rüzgara saçtım.  
      
    Yirmiikinci sigaramı balkonda içtim.  
    Ne olursa olsun ben yine seni seçtim...  
      
      
    Avcılar
    Eylül 2005

    (o zamanlar günde 22 tane sigara içme hakkım vardı...)

     

    Bir gün...

    Sana güldüğümü, benimde ağladığımı,   
    Umutsuzca kollarımı bağladığımı göreceksin,  
    Ama bu şiiri asla.  
    Daha büyüyememiş aklımı, gizlediğim yüreğimi,  
    Gözlerimin içindeki kitabı okuyacaksın,  
    Ama bu şiiri asla.  
    Seni çok sevdiğimi, bazen sana kızdığımı,  
    Şu hayata sövdüğümü duyacaksın,  
    Ama bu şiiri asla.  
    Gerçekten erdiğimi, bazı yaptıklarını yerdiğimi,  
    Aslında yalan söyleyebildiğimi öğreneceksin,  
    Ama bu şiiri asla.  
    Karıncayı incitmekten korktuğumu, zorda kalınca kaçtığımı,  
    Gerekirse çevreme korku saçtığımı bileceksin,  
    Ama bu şiiri asla.  
    İnce düşüncelerimi, bazı şeyleri görmezden geldiğimi,  
    Sözcüklerin benim için önemini anlayacaksın,  
    Ama bu şiiri asla.  
      
      
    Avcılar
    Ağustos 2005 

    Sen...

    Tüm yorgunluğumun ekmek kokan sebebi, 
    En deli zamanlarımın emekliliği, 
    Yaşanmamış bir çocukluğun sonsuz uçurtması, 
    Ve dudaklarımın su kadar gerekliliğisin sen. 
     
     
    İkitelli
    Haziran 2005
     

    Ma(h)sumiyet ve Sevgi

    Sabahları düşercesine uyanmak kollarından,  
    Geceden yorgun teri silmek alnından,  
    Güneşin bir tutam sızması perde arasından,  
    Ve öpmek seni kaygısızca dudağından.  
      
    Tüm geceye şahit saatin isteksizce çalması,  
    Boynumda geceden bir iz kalması,  
    Gün ışığını fırsat bilen cami hocası,  
    Durduramaz beni sabah, ezan okuması  
      
    Geceden utanan ellerin yüzünü yıkarken,  
    Her sabah yanaklarını bir ateş basarken,  
    Yüzündeki her damla omuzumdan akarken,  
    Ve ayılmak sabah gözlerine bakarken...  
      
      
    İkitelli
    Mayıs 2005
     

    Özür Dilerim

    Gözündeki yaşa sebep olduysam  
    İstemedim ama kalbini kırdıysam  
    Seni sana anlatırken kendimden olduysam  
    Binlerce kere özür dilerim.  
      
    Bağır, kız, söv, vur, kır ama susma  
    İçindekiler ne olursa olsun ama  
    Nefreti gözlerinle kusma.  
    Affet beni özür dilerim.  
      
    Bana kendi fermanımı yazdır.  
    O da yetmez mezarımı kazdır.  
    Sen şimdi bana ne yapsan azdır.  
    Yine söylüyorum özür dilerim.  
      
    Hiç başımı öne eğmedim derdim.  
    Al işte söylüyorum başımı önüme eğdim.   
    Onurumu gururumu ayağına serdim.  
    Affet bu eşeği özür dilerim.  
      
      
    İkitelli
    Mayıs 2005